Sunday, May 19, 2013

of-castles-and-converses:

awkwardsituationist:

98 year old dobri dobrev, a man who lost his hearing in the second world war, walks 10 kilometers from his village in his homemade clothes and leather shoes to the city of sofia, where he spends the day begging for money.

Though a well recognized fixture around several of the city’s chruches, known for his prostrations of thanks to all donors, it was only recently discovered that he has donated every penny he has collected — over 40,000 euros — towards the restoration of decaying bulgarian monasteries and churches and the utility bills of orphanages, living entirely off his monthly state pension of 80 euros and the kindness of others.

Nicole Kidman’ın iç bayan tavırları (çok güzelsin evet de), Müziklerin rahatsız ediciliği, gerilimin yavaşça tırmanışı ve sonu gelmeyen diyaloglarla bir şekilde “gözlerin ardına kadar açık” bir şekilde kalıyorsun filmin karşısında. Ama ben filmi bitirir bitirmez ekşi sözlüğe sarıldım bunu da belirteyim. Şu neymiş bunda bir anlam var mıymış diyerekten. Varmış bir kaç bir şey ve ben tabiki anlamamışım. Ehe.
İzleyin ama güzel film, evet.

Nicole Kidman’ın iç bayan tavırları (çok güzelsin evet de), Müziklerin rahatsız ediciliği, gerilimin yavaşça tırmanışı ve sonu gelmeyen diyaloglarla bir şekilde “gözlerin ardına kadar açık” bir şekilde kalıyorsun filmin karşısında. Ama ben filmi bitirir bitirmez ekşi sözlüğe sarıldım bunu da belirteyim. Şu neymiş bunda bir anlam var mıymış diyerekten. Varmış bir kaç bir şey ve ben tabiki anlamamışım. Ehe.

İzleyin ama güzel film, evet.

Saturday, May 18, 2013

konuşmalıyız demişti, Tilda demişti…

ama evin babası olur olur erkek çocuğu o dedi, askerlikten sonra düzelir dedi, bende böyleymişim sonradan durulmuşum dedi. Bunların amerikalıca hallerini söyledi. Ama koyunlarında bırak yılanı “Omen” beslediler resmen. 

Öhöm

Film inanılmaz güzeldi, bir çok psikolojik deli filmini izlemişsinizdir ama bu kadarını değil. İzleyelim lütfen, beğenelim akabinde.

Friday, May 17, 2013

dün gece odada bunalımdan duvarlarla konuşurken

ve bir taraftan aşırı acı tavuk etli noodle’ımı yerken bir film seçtim.

O da şuydu;

Baba ve oğlunun zar zor kurdukları düzen ve muhteşem ilişkileri beni gazlarken bir taraftan Meryl Streep’in güzelliğini şaşkınlıkla izliyordum. Daha sonra Baki maket malzemelerini getirmek üzere babasından arabayı aldı ve apartımın önüne geldi. Ben de üstümdeki kırmızı kuzulu pijamalarımla aşağıya indim. Ve dedim ki “Baki proje çoğk köt..ühü ühü ühü üühhhhhüüüüü” oda bana hadi atla arabaya biraz gezelim dedi. Düştük yola. İnsanlar fresh bir şekilde dışarıdaydılar, sosyalleşiyorlardı, çok mutlu gözüküyorlardı ben ise mutsuz mutsuz dışarıyı izliyordum. Sonra Baki “hadi” dedi “Caribou’ya gidelim” ben de “ama üstümde pijama var hem de kuzulu” dedim. Bunun üzerine ben içindeyken arabanın kapılarını üstüme kitleyip gidip bize 2 kahve aldı.

Bu da kahvelerimizin temsili olsun..

Ve bir yandan kahve içerken bir yandan Eskişehir’i turladık, hava da çok güzeldi.

Kendime karşı sorumluluk hissettiğim için projenin kötü geçmesine   (ve bir önceki gün de kentsel tasarım stüdyosu jürisinin) yeterince üzülüyordum ama bu sefer kendim dışında Hande ve Baki’ye de sorumluydum. Çünkü onlarda jüriye bir gün kala benimle birlikte sabahlamış maket yapmış ve saat sabah 7 de anca uyumuşlardı.

iyiki onlar varlardı o gece, zorluğunun yanında çok gülmemi ve mutlu olmamı sağladılar. Öperim..

Thursday, May 16, 2013

üzülmekten öte ciğerim sökülüyor. O sebepten noodle sipariş edip bir tv filmine dalıyorum, dikkat tv… 1 sn bile düşünmemem gerek çünkü. düşünürsem çıldıracağım.

Tuesday, May 14, 2013

an itibariyle

..proje çizmekten sıkılınca çareyi yüzüklerin efendisi müzikleri dinleyerek proje çizmekte buldum, o sırada yanımdaki kişilik yüzüklerin efendisi figürlerine bakmaya başladı. Önce ben sonra o gaza geldik ve bu çulsuz halimizle “Gollum Figürü” sipariş ettik. Aferim bize, hı hı aferim

Neyse hadi bana iyi çizimler…